Kemik Erimesi - Osteoporoz
Osteoporoz veya kemik erimesi kemiklerde kemik kitlesinde azalmayla karakterizedir. Bu nedenle kırılganlıkta artış vardır.  Dünya Sağlık Örgütüne göre  osteoporoz  yani kemik erimesi kemik mineral yoğunluğu ölçümünde (DEXA metoduyla ölçüm)  bulunan değerin  normal  genç kişilerin  ortalama pik kemik yoğunluğu ortalamasının 2.5 standart deviasyondan daha az olması  halidir. Kemik erimesinde kemikler eriyip akıp gitmesi değil kemik yoğunluğunda azalma vardır. Kemik erimesinin diğer önemli bir yan etkisi kalça kırıklarının gelişmesi ve bunun özellikle yaşlı kişilerde ölüm oranını artırmasıdır. 

Kemik Erimesi Riski Yüksek Olan Kişiler şunlardır: 

a) Anne ve babada osteoporoz ve  kalça kırığı olması
b) Sonradan kamburluk  gelişenler
c) Hafif zorlanma ile kırık oluşanlar
d) Kadınların 45 yaşından önce menopoza girmesi
e) Boyda 3 cm fazla kısalma olması
f) Zayıf olmak (Vücut kitle endeksi < 19 Kg/m2)
g) Üç aydan fazla kortizon kullanmak veya hala kullanıyor olmak
h) Romatoid artrit gibi romatizmal hastalığı  olanlar
i) Süt ürünleri tüketimi yetersiz  veya süt içince ishal olanlar (Laktoz intolaransı)
j) Güneşe çıkmayanlar
k) Sigara, alkol kullanımı
l) Hareketsiz yaşayanlar
m) Kadınlarda menopoz , erkeklerde testosteron düşüklüğü
n) Aşırı kafein, kahve tüketenler
o) Şekerli gıda çok tüketmek, diyabet
p) Tiroid bezi çok çalışanlar
q) Meşrubat , gazlı içecek çok tüketenler
r) Et çok yiyenler
s) Mide ilacı kullananlar ( proton pompa inhibitörü denen ilaçlar)

Kemik Erimesinin Oluşumu

Kemik, kemiği oluşturan veya yapan osteoblast ve osteosit hücreleri ile kemikte erime yapan osteoklast hücrelerden  ve osteoid denen kemik matriksinden oluşur. Normalde kemik yapımı ve yıkımı bir denge halindedir. Ne kadar yıkılırsa o kadar yapılır. Yani devamlı bir yapım ve yıkım vardır. Osteoblast hücreleri kemik yaparken osteoklast hücreleri kemik yıkımı yapar. Bu denge bozulursa aşırı erime faaliyeti kemik erimesine yani tıptaki adıyla osteoporoza neden olur. Osteopeni  ise hafif kemik erimesine verilen isimdir. 

Kemiklerin dışında kabuk halinde sert bir bölüm vardır ve buna kortikal kemik denir. Bunun altında ise süngersi yapıda bir bölüm vardır ve buna trabeküler kemik denir.  Kemik iliği bu süngersi bölüm içinde bulunur. Süngersi bölüm sayesinde kemik darbelere karşı esneklik gösterir ve darbenin etkisini yumuşatır. Süngersi bölüm adeta bir bal peteği şeklindedir. 

Kemiğin sağlam kalması için etrafındaki kaslar tarafından uyarılması gerekir. Eğer hareket edilmezse bu uyarı olmayacağı için kemik zayıflar. Kasları hareketlendiren direnç egzersizleri bu nedenle kemik sağlığınız için çok önemlidir. 

Osteoporoz  birçok nedenle oluşan ve karışık mekanizmalarla ortaya  çıkan  bir hastalıktır. Çoğunlukla genetik, endokrin hastalıklar ve beslenme bozukluklarından ortaya çıkar. 

Kemik üzerinde etkili olan hormonların en önemlileri paratiroid hormonu, kalsitonin, östrojen,  ve D vitaminidir. Parathormon böbrekte aktif D vitamini oluşmasını sağlarken  bağırsaktan kalsiyum emilimini artırır. Ayrıca kemiklerden ve böbreklerden kana kalsiyum gelmesini artırır. Parathormon kemiği eriten osteoklast hücreleri uyararak erimeyi artırır. Kalsitonin ise  parathormonu direk ve dolaylı yoldan önleyerek kalsiyum dengesini sağlar.  Kalsitonin böbrekten ve  bağırsaktan kalsiyum emilimini azaltırken kemiğin erimesi durdurur. Osteoklastların etkisini bloke eder. 

Östrojen osteoklast hücrelerin ölümünü  (apoptozis) artırarak kemik erimesini önler. Progesteron  ise osteoblastlara etkileyerek kemik yapımını artırır.  Östrojen az olunca  kemik yıkımı artar ve kemik yapımı azalır. Bu nedenle östrojen ve progesteron doğal ilaç halinde yani biyoözdeş  hormon olarak kullanılırsa çok faydalı olur.  

Erkeklerde testisterdeki leydig hücrelerinden salgılanan  testosteron ve insülin like 3 hormonu (INSL3)  hem LH baskılar hem  de kemik oluşumunu artırır. 

Kemikte  mikro hasar oluştuğunda  bu hasar osteosit hücrelerden   kemik yıkan osteoklast hücrelere yıkım yönlü uyarının gitmesine neden olur. Kemikteki osteoklast hücrelerinin oluşumunda  reseptör aktivatör NF-kB (RANK)’e   bağlanan ligand denen RANKL  rol alır. RANKL  ligandı RANK reseptörüne bağlanırsa osteoklast gelişimi artar. Ancak bu olay osteoprotegerin ile inhibe edilir. RANK/RANKL ve osteprotegerin (OPG)    dengesi kemik  yıkımı olayını ayarlar.  RANK/RANKL artar ve osteoprotegerin azalırsa kemik stromal hücreleri önce osteoklast  ön hücrelerine daha sonra  NF-kB ve JNK kinaz etkisiyle osteoklasta döner ve kemik yıkımı oluşur. İşte paratiroid hormonu, paratiroid hormon related peptid, sitokinler  ve prostaglandinler osteoklast oluşumunu RANKL’ı  artırarak ve OPG’yi azaltarak yaparlar. 

Kemik oluşumu ise  Wnt ve bone morfogenetik protein (BMP) yolunun aktivasyonuyla oluşur. Sklerostin hem Wnt’yi hem de BMP’ yi bloke eder. Yani sklerostin kemik oluşumunu önleyen bir maddedir. Yaşla birlikte  kemik yapan osteoblast hücrelerinde çoğalma ve farklılaşmanın azalması, lokal ve sistemik  büyüme faktörlerindeki yetersizlikler  (IGF-1, TGF-beta yetmezliği) , prostaglandin yetmezliği, lökotrien yetmezliği, leptin yetmezliği veya direnci  gibi faktörler kemik yapımını azaltır. Kemik iliğinde yağ hücreleri ile osteoblast hücreleri arasında tersine  ilişki vardır. 

Oksidatif stres ile  bağırsak mikrobiyatası ve osteoporoz arasında ilişki vardır. Oksidatif stres arttıkça kemik erimesi artar. Bağırsaktaki bakteriler kalsiyum , mağnezyum, K vitamini ve B12 vitamini sentezini ve emilimini artırarak kemik kitlesini ve sağlamlığını artırır. Bağırsakların serotonin sentez etmesi   ile osteoklast oluşumu önlenir.

Tırnaklarımızda keratin ve  Tip 1 kollajen vardır. Tırnaktaki keratin değişiklikleri kemik mineral dansitesi hakkında bilgi verir. Tırnak keratindeki sülfür bağları (S-S) azaldıkça kemik erimesi de artmış olarak bulunur. 

Kemik Erimesinin Nedenleri: 

Kemik erimesi en çok kadınlarda menopozdan sonra gelişir. Kemik erimesinin  %80’den fazlası menopoz sonrası kadınlarda ve yaşlılarda görülür. 

Kemik erimesinde genetik etkenler önemli rol oynamakla beraber beslenme, genel sağlık durumu ve spor yapmanın da önemli etkileri vardır. 

Ancak bazı diğer hormon bozuklukları da kemik erimesine katkıda bulunur.  Kemik erimesi yapan nedenler şunlardır:

1. Hormon Bozuklukları: östrojen azlığı, progesteron azlığı,  menopoz- seks hormon azlığı (hipogonadizm) , paratiroid hormon fazlalığı, tiroid bezinin fazla çalışması, kortizol hormon fazlalığı, prolaktin hormon fazlalığı ve  şeker hastalığı
2. Bağırsak-Mide Hastalıkları: Mide ameliyatı ile midenin bir kısmı alınanlar, obezite cerrahisi geçirenler, bağırsakta emilim bozukluğu olanlar, siroz ve  sarılık. Mide ilacı kulananlar.
3. Kronik karaciğer hastalıkları, karaciğer yağlanması ve yağlı hepatit, alkolik yağlı karaciğer hastralığı, kolojnitis, , safra yavaş akması (kolestaz), hemokromatozis ve siroz (bu hastalıklarda bilirubin ve safra asitleri  kemik yapımını bozar)
4. Kanserler: multipli miyeloma, lenfoma, lösemi
5. İlaçlar: Kortizon ilaçları, alkol, heparin, epilepsi ilaçları, siklosporin, kemoterapi
6. Beslenme bozuklukları: Az kalsiyum almak, proteinden fazla beslenme, süt içince ishal olmak (laktoz intoleransı) 
7. Hareketsizlik: spor yapmayanlarda kemik erimesi artar. Spor yapanlarda kemikler güçlenir. 
8. Kronik stres: kronik kortizol yüksekliği yaparak osteoporoz yapar.
9. Sigara içmek 
10. Gebelik ve emzirme dönemi
11. B12 vitamin eksikliği
12. Güneşe az çıkmak
13. D vitamini eksikliği
14. Şekerli gıda çok tüketenlerde idrardan kalsiyum, mağnezyum ve potasyum atılımı arttığı gibi D vitamini yetmezliği de artar ve kemik erimesini tetikler. 
15. Aldosteron yüksekliği idrarla mağnezyum ve kalsiyum atılımını artırarak osteoporozu tetikler
16. K2 vitamin eksikliği
17. Çok az tuz yemek. Çok az tuz yiyince kanda sodyum düşer. Bu nedenle   kemikteki sodyum, kalsiyum ve mağnezyum dolaşıma geçerek  kemik erimesi tetiklenir. Günde 3 gramdan az tuz yiyenlerde kanda sodyum düşer ve bu renin-anjiotensin-aldosteron sistemini aktive ederek osteoklast aktivitesini artırır ve kemik erimesini tetikler. Bu nedenle kan sodyumu 139–143 mEq/L arasında olmalıdır. Sodyum C vitamini emilimini artırır. Çok az tuz yiyenlerde C vitamini azalması da olur. 
18. Yeteri kadar kalsiyum alanlarda tuzlu yemek kemik erimesini artırmaz. 
19. Meşrubat içenlerde kemik kırığı riski 1.6 kat artar. 
20. Diyabet hastalarında kemik erimesi fazla görülür.
21. Romatoid artrit, tip 1 diyabet, hipertiroidi, hipogonadizm, kronik bağırsak emilim bozukluğu, kronik karaciğer hastalığı olanlarda osteoporoz sık görülür. 
22. Bor eksikliği osteoporoza neden olabilir. Bor minerali osteoporozda faydalı olmaktadır. 
23. Resveratrol ve beta-kriptoksantin osteoporozu önler.
24. Silika-orthosilisilik asit kemik kaybını önler.
25. Lizin  aminoasiti kalsiyum emilimini artırarak, kollajen sentezini artırarak osteoporozda faydalı olur. 
26. Aşırı A vitamini alınması (günde 25.000-33.000 ünite) zararlıdır.  Karaciğere ve kemiklere zarar verir. Aşırı A vitamini alanlarda kanda kalsiyum seviyesi yükselir
27. B12 vitamini eksikliği olan kişilerde osteoporozun (kemik erimesi)  sık görüldüğü  saptanmıştır
28. Folik asit vitamini Homosisteini azaltarak kemik kırıklarından korur
29. C vitamini Kemik, eklem bağları ve damarların yapısında bulunan kollajen yapımını artırır . Kemiği güçlendirir
30. Bağırsakta C vitamini emiliminin sodyuma bağlı olduğu iyi bir şekilde belgelenmiştir. Hiponatremi denilen sodyum düşüklüğü durumu, C vitamini eksikliğine yol açarak kemiklerde zayıflamaya neden olur. Bu nedenle hiponatremi C vitaminin azalmasına neden olarak, kemik sağlığını doğrudan veya dolaylı olarak kötüleştirebilir.
31. Kemik erimesi olan kadınların çoğunun yeteri kadar fosfor almadıkları saptanmıştır. Kemik erimesi tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ise fosfor eksikliğini iyice artırmaktadır. Bu nedenle, kalsiyum hapı kullanan hastalar yeterli fosfor almak için mutlaka bir bardak  süt içmelidir. Kalsiyum hapları sütün içindeki fosforun emilimini bozduğundan, en iyisi sütü gece yatmadan önce içmektir
32. Mağnezyum D vitaminin aktif hale gelmesinde rol alır ve bu nedenle kalsiyum emiliminde ve kemik sağlamlığında görev yapar. Bor minerali mağnezyum emilimini bağırsaklardan artırdığı gibi kemiklerdeki  kullanımını da artırmaktadır. 
33. Karnitin eksikliği. L-carnitin osteoblastları uyarmaktadır. 
34. Vücut kütle indeksi 19 kg/m2 altında olanlarda osteoporoz riski fazladır.
35. Hayvansal protein ağırlıklı beslenmek



Sıklığı

Kemik erimesi  genellikle 45 yaşından sonra başlar  ve yaşla birlikte görülme sıklığı artar.  Kemik erimesi  50-60 yaşlarındaki kadınlarda % 40-55 oranında, 60-70 yaş arası % 75 oranında, 70 yaş üzerinde ise  % 85-90 dolayındadır. Beyaz ırktan kadınların 50 yaşına geldiklerinde % 40’ında, erkeklerin ise % 13’ünde kalan yaşamlarında mutlaka bir kırıkla karşılaşacağı varsayılmaktadır. Osteoporoz kadınlarda %34 oranında, erkeklerde % 17 oranında görülür. Kadınlarda menopoz sonrası östrojen yetmezliği esas neden iken menopozdaki olmayan kadınlarda ve erkeklerde D vitamini eksikliği ve paratiroid bezi fazla çalışması esas nedendir. 

Kadınlarda östrojen eksikliği ve her iki cinste yaşlanma sonucu kemiğin  yenilenme olayı bozulmaya başlar. Menopoz boyunca birim zamanda yapılan yeni kemik ünitelerinin sayısında artış sonucu geçici bir kemik kaybı olur. Doğal veya cerrahi menopozdan sonra  omurga kemiklerinde yıllık % 3-5 dolayında kayıp başlar ve bu durum ilk 5-10 yılda belirgindir. Daha sonraki yıllarda da kemik kaybı devam eder ama hızı yavaşlamıştır. Menopozda artan kemik kaybının östrojen eksikliğine bağlı olduğu açıktır. 

En erken ve en hızlı kemik kaybı omurga kemiklerinde  görülür ve kemik kitlesi azaldıkça kırık riski artar. 

Kemik kaybı menopozdan sonra devam eder ve 60 yaşından büyük erkeklerde de belirgin hale gelir. Yaşlılık dönemindeki kemik kaybında da östrojen eksikliğinin bir miktar rolü vardır. Erkeklerde de bunun etkisi olduğu ileri sürülmüştür. 

Yaşlılık osteoporozunda  başlıca etken olarak böbrekle kalsiyum atılımının artması gösterilmekte ve burada da östrojen eksikliğinin bir rolü olabileceği ileri sürülmektedir.

Menopoz sonrası  osteoporoz oluşmasında bazı risk faktörleri ileri sürülmüştür. Örneğin sigara hem kemik döngüsünü hem de menopoz yaşını etkileyebilir ve ayrıca genel sağlık üzerindeki olumsuz etkileriyle kırık riskini artırır. Risk faktörlerini değiştirilebilir ve değiştirilemez olarak  2 gruba ayrılır:

Risk Faktörleri

A. Değiştirilemeyen risk faktörleri

1. Yaş
2. Cinsiyet
3. Erken menopoz
4. Genetik yapı
5. Irk-etnik köken

B. Değiştirilebilen risk faktörleri
1. Egzersiz azlığı
2. Yetersiz beslenme
3. İlaç kullanımı
4. Sigara kullanımı
5. Aşırı alkol tüketimi
6. Kronik stres

Osteoporoz risk faktörlerinden değiştirilemez olanlar yaş, cinsiyet, ırk, aile öyküsü ve daha önceki kırık öyküsüdür. Osteoporoz genelde menopoz yaşındaki kadınlarda görülür. Beyaz ırkta siyah ırka oranla daha fazladır. Omurgada bir kırık olması daha sonraki yıllarda kırık riskini 5 kat, iki kırık olması daha sonraki yıllarda kırık riskini 12 kat artırır.

Osteoporozla ilgili risk faktörlerinden bazıları değiştirilebilir faktörlerdir. Beslenme, yaşam sitili ve fizik aktivite bunlardan bazılarıdır. Düzenli ve dengeli beslenme hem genel sağlık için hem de iskelet sağlığı için gereklidir.

İyi  kemik kitlesine ulaşmak için büyüme sırasında yeterli kalori, protein, vitamin ve mineral alımı olmalıdır. Özellikle yeterli kalsiyum alımı iskeletin normal gelişimi için gereklidir. 

D vitamini eksikliği olanlarda ilave D vitamini verilmesi yararlıdır. Özellikle kronik hastalığı olanlarda, yaşlılarda, bağırsak emilim bozukluğu olanlarda ve hareket kısıtlılığı olanlarda D vitamini kullanmakta yarar vardır. Bu grup hastalarda günde 400-800 ünite  D vitamini (kolekalsiferol ) vermek yeterlidir.
Barsaklardan kalsiyum emiliminin azalması ve hareketin azalması osteoporozu hızlandıran etki yapmaktadır.

Özellikle hayvansal proteinlerin fazla alınması da bir risk faktörüdür. Protein fazlalığı asit yükünü artırarak etki yapabilir. Asit yükünü azaltmak için ev yapımı elma sirkesi hergün içmek faydalıdır. 

Aynı şekilde fazla kafein alımı da kalsiyum dengesini olumsuz etkileyerek osteoporoz için risk yaratabilir. 

Aşırı alkol alımı da risk yaratır.

Çok sayıda çalışmaya göre sigara osteoporoz için bir risk faktörüdür. Sigara erken menopoza neden olabilir. Hayvan çalışmalarında iskelet üzerinde doğrudan toksik (zararlı)  etki yaptığı gözlenmiştir. Sigara kullanımı fiziksel aktivitenin azlığıyla birlikte olabilir. Sigaranın iskelet üzerindeki bazı etkileri dolaylı yoldan gerçekleşir. 

Fiziksel aktivite azlığı kemik kaybına neden olmaktadır. Çalışmalar fiziksel aktivite ile kemik yoğunluğunda % 1-2 dolayında değişiklik olabileceğini göstermektedir.

Klinik Özellikler: 


Genelde kemik erimesinde şikayet yoktur. Hastalarda sırt ağrısı önemli bir belirti olabilir.  Kemik erimesine  bazı kişilerde ancak  kırık olunca farkına varılır.  Osteoporozun en sık  görülen komplikasyonu  omurga  kırıklarıdır. Bu kırıklar da sıklıkla belirti vermez ve ancak  % 10-20’sinde ani başlayan  ağrı şeklinde gelişebilir. Çok sayıda omurga kırığı oluşması hastanın boyunun kısalmasına ve  kamburlaşmasına  yol açar. 

Kemik erimesine bağlı  kırıklarda özellikle hareket esnasında ağrılar görülebilir ve zamanla bu ağrılar  devamlı bir  hal alır. 

Kadınların % 15’i, erkeklerin ise  % 5 kadarında 80 yaş civarında kalça kırığı gelişebilir. Kemik erimesi tüm kemikleri etkilediğinden 40 yaşından sonra  kemik kırığı oluşanlarda  kemik erimesi yönünden inceleme yapmalıdır. 

Yapılacak Tetkikler:

Kemik erimesi nedenleri araştırılırken  paratiroid hormon fazlalığı, prolaktin yüksekliği, tiroid hastalığı, kortizon kullanımı, Cushing sendromu denen böbrek üstü bezi aşırı çalışması, şeker hastalığı, seks hormon azlığı,  hareketsizlik,  karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı ve  mide barsak hastalıkları  olup olmadığı araştırılır.  

Aşırı alkol veya kafein kullanımı ve sigara içimi  de kemik erimesine neden olabilir.

Beslenme, özellikle kalsiyumla ilgili beslenme önemlidir. Süt, yoğurt ve ayran gibi kalsiyum kaynaklarını almayan kişilerde kemik erimesi sıktır.

Kemik erimesi olan kişilerde tetkik olarak şunlar yapılır:

Tam kan , Sedimantasyon, CRP

Kanda  kalsiyum, albümin, kreatinin, mağnezyum, fosfor, alkalen fosfataz

Tiroid hormonları, 
Karaciğer ve böbrek  testleri
Serum kalsiyum yüksek ise  paratiroid hormon düzeyine  bakılmalıdır. 
serum (25 OH) D vitamini düzeyi 
idrarda deoksipirinidolin ölçümü kemik yıkımı hakkında bilgi verir. Bu kollejen yıkım ürünüdür.

Gerektiğinde İstenecek Diğer Tetkikler
Testosteron, SHBG, FSH, LH (erkeklerde)
Protein elektroforezi ve idrarda Bence-jones proteini 
Prolaktin
İdrarda kalsiyum
Kanda kortizol, ACTH

Kemik Dansitometresi
Osteoporoz veya kemik erimesi kemik kitlesi veya yoğunluğunun normal değerlerin altına düşmesidir.  Kemik erimesini anlamak için en iyi ölçüm metodu DEXA yöntemidir. Bu yöntemle tüm vücut kemik yoğunluğu ölçülebildiği gibi tek tek  omurgalar,  uyluk kemiği ve önkol  kemik ölçümleri de yapılabilir.

Şekil: kemik dansitometri ölçümü (smart.servier.com’dan alınmıştır)

Omurgada standart olarak L1-L4 arası ölçüm yapılır.  Uylukta ise uyluk boynu, büyük trokanter, intertrokanterik alan ve Ward üçgeninin ayrı ayrı değerlendirilmesi yapılır. 

Çekim süresi omurgalar için 3-5 dakika, tüm vücut ölçümleri için 10-20 dakika dolayındadır. 
Bu tetkik sırasında   çok az radyasyona  maruz kalınır ve bu radyasyon <2 mrad’tır.  Maliyeti de nispeten azdır. 
Kemik yoğunluğunu yansıtan ve gr/cm2 cinsinden ifade edilen kemik mineral yoğunluğunun normal değerleri yaş  grupları ile cinse göre ayrı ayrı belirlenmiştir.
DEXA ile yapılan ölçümlerde iki karşılaştırma parametresi kullanılır:
Bunlardan biri Z skorlaması, diğeri T skorlamasıdır. 
Z skorlama, ölçüm bölgesinin kemik yoğunluk değerleri ile aynı yaş ve cinsteki normal  kişilerin ortalama değerlerinin standart sapması cinsinden hesaplanan miktarı arasındaki farkı gösterir. Yaş ve cinse göre belirlenen ortalama  Z değeri 0’dır. Buna göre bulunan değerler + veya – olabilir. Bu yöntemle aynı zamanda hastanın değerlerinin yüzde cinsinden aynı yaş ve cinsteki normal popülasyon içindeki yeri de belirtilir.
T skorlama ise 20-35 yaş arası belirli bir cins ve ırktaki normal popülasyonun yine standart sapma cinsinden değerini yansıtır. Bu değerleri göre –2 SD’lik bir değer kırık eşiği olarak önerilmektedir. 
DEXA yöntemi günümüz için osteoporozun tanı ve takibinde en iyi yöntem olarak kabul edilmektedir. 
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre  T skoru -1 ve -2.5  SD arasında olanlara osteopeni (hafif kemik erimesi), T skoru -2.5 dan fazla olanlara osteoporoz, T skoru -2.5 dan fazla ve kırığı olanlara şiddetli osteoporoz denir. 

ÖNEMLİ NOT: 

Kalsiyum takviyesi alanlarda kemik mineral dansitesi (BMD)  ölçümü yanlışlıkla  olduğundan yüksek çıkabilir.  Bu nedenle kemik ölçümünden 2 gün önce  kalsiyum hapları ve kalsiyum içeren multivitamin ilaçlar kesilmelidir

ERKEKLERDE OSTEOPOROZ

Osteoporoz pratikte kadınlarda sık görülen bir hastalık olmakla birlikte erkeklerde de az değildir. Tüm kalça kırıklarının %20’si, tüm vertebra kırıklarının yaklaşık %15’i erkeklerde görülür. 90 yaşına gelmiş 6 erkekten birinde kalça kırığı vardır. Erkeklerde osteoporozun az görülmemesinin nedeni pik kemik kitlesinin kadınlara göre daha fazla olması ve menopoz gibi bir etkenin olmamasıdır. Konstitüsyonel puberte gecikmesi olan erişkin erkeklerde kemik yoğunluğu düşük kalabilir. Yaşlı olmayan bir erkekte osteoporoz görülmüşse sebep genellikle alkolizm veya  seks hormon azlığıdır. Ağır sigara içimi diğer bir faktördür.  Bununla birlikte diğer hormon bozuklukları da araştırılmalıdır. Alendronat tedavisi erkek osteoporozunda yararlıdır. Erkek osteoporozunda alendronat, risedronat, zoledronat, teriparatid, denosumab kullanılabilir. 

Tedavi:

Osteoporozda kullanılan tedavi seçenekleri özetle şöyledir:


2) Yaşam tarzı değişikliği : Bitkisel ağırlıklı beslenme ve egzersiz  yapmak  osteoporoz tedavisinin olmazsa olmazlarıdır.  Kalsiyum ve D vitamini destekleri, egzersiz yapmak, ağırlık kaldırmak,  sigaranın kesilmesi, alkol ve kahvenin kesilmesi, et değil bitkisel  ağırlıklı beslenmek, yani Akdeniz diyeti yapmak,  mağnezyum, K2, Boron, çinko  gibi eksik vitamin ve mineralleri tamamlamak gerekir. 
3) Alkali destek: taze sıkılmış sebze suyu, maden suyu içmek, alkali iyonize su cihazı kullanmak
4) Erimeyi Önleyen ilaçlar:
a) Bifosfonatlar: alendronat, risedronat, ibandronat, zoledrinik asit, clodronat, minodronat, pamidronat, etidronat, tiludronat
b) RANKL antikoru : Denosumab
c) Biyoeşdeğer yani doğal östrojen ve progesteron replasmanı
d) SERM (selektif östrojen reseptör modülatörleri): Raloksifen, tamoksifene, losofoxifene, bazedoxifene, arzoxifene

5) Tedavi modalitesi 
a) Kalsitonin
b) Katepsin k inhibitörleri:odanacatib, balicatip, ONO-5334
c) Strontium  ranelate: strontium
6) Anabolik İlaçlar:
a) Paratiroid hormon peptidleri: Teriparatid, PTH 1-84
b) Anti-sclerostin antikorları: Romosozumb, Blosozumab, BPS804

Bifosfonatlardan Alendronat ve risedronat  vücutta geniş kırık önleyici etkileri olduğu için çoğu hastada ilk tercih edilen ilaçlardır. Bifosfonat kullanamayanlarda IV bifosfonat veya denosumab verilir. Raloksifen  de verilebilir. Teriparatid yüksek riskli hastalara verilir. 

Osteoporozun önlenmesi için hem yaşam stili değişiklikleri hem de ilaç tedavisi yapılmalıdır. Kemiği güçlendirmek için uygun egzersiz programları, güneş ışığından yeterince yararlanma, kalsiyum ve D vitamini desteği osteoporozun önlenmesi konusunda yararlı olabilecek yaklaşımlardır.
Egzersiz yapanlarda kemiklerde sağlamlaşma artar. Hareketsizlik  kemik erimesini tetikler. Egzersiz sırasında kaslardan salgılanan İRİSİN isimli bir hormon kemiklere yapışarak yeni kemik oluşumunu artırır. Osteoporozlu kişilerin sadece yürüyüş değil ağırlık kaldırmaları, direnç egzersizleri yapmaları gerekir. 

DÜŞMELERİN ÖNLENMESİ

İleri yaşlarda özellikle 65 yaşın üzerinde   kalça kırıklarının %90’ı düşmeler sonucu ortaya çıkar.   Görmede bozukluk,  denge  problemleri,  uyku ilaçları ,  hareketsizlik düşmeleri tetikler. Bu nedenle görmede sıkıntı varsa mutlaka bir göz doktoruna  muayene olunmalı ve düşmeyi önleyecek bazı önlemler almalıdır. Bunlar aşağıda verilmiştir:
a) Evdeki halıları kaldırın yada altına kaymayacak malzeme koyun veya sabitleyin
b) Merdivenlerde ayağa takılacak malzeme olmamasına  dikkat edin
c) Merdivene, banyoya ve klozetin kenarına tutamak yaptırın. Banyo küvetinin zeminine kaymayacak  malzeme koyun
d) Merdiven ve evin  aydınlatılmasına önem verin
e) Evde yerde ayağa takılan kablo ve başka eşyaları ortadan kaldırın
f) Kış aylarında yer kaygan olduğunda dışarı çıkmamaya çalışın

Düşme sıklığı aşağıdaki kişilerde daha fazla görülür:
Daha önce düşme hikayesi olanlar
Kasları zayıf olanlar
Yürümede bozukluğu olanlar
Denge sorunu olanlar
Baston veya koltuk değneği kullanan kişiler
Görmede sıkıntısı olanlar
İlaç  kullananlar (4 den fazla ilaç alanlar)
Eklem hastalığı olanlar

Ostepororoz tedavisinde ilaç olarak şunlar kullanılır :

Kalsiyum:

Vücuttaki kalsiyumun % 99’u kemiktedir ve kemikteki kalsiyumun erimemesi  için, her gün yeterli miktarda kalsiyum alımı gereklidir. Kalsiyum ilavesi yapılmasının kemik üzerindeki etkisi kişinin yaşına, cinsine, menopozal durumuna, alınan kalsiyum ve D vitamine miktarına bağlı olarak değişir.  Ergenlik,  erişkinlik ve yaşlılıkta kalsiyum alımı artırılmalıdır. 
Kalsiyum Hangi Gıdalarda Mevcuttur?
Süt, yoğurt ve peynir kalsiyumun en fazla bulunduğu veya kalsiyumun en çok alındığı gıdalardır. Vücuda giren kalsiyumun yüzde 75’i laktoz içeren süt ve süt ürünleriyle alınır. Bu yönüyle beslenmede süt ya da süt ürünlerinin tüketimi önemlidir.
Erişkinlerin her gün 2-3 bardak süt veya yoğurt yemesi, gerekli kalsiyum alımı için önemlidir. Süt tozu, süt, peynir, sardalya, kuru incir, yoğurt, yer fıstığı, lahana, kepekli ekmek, yumurta, balık, badem, kabak, brokoli, ıspanak ve maydanoz gibi besinlerde kalsiyum vardır. Süt içemeyen bir kişi aynı kalsiyumu bir bardak yoğurt, 50 gram peynir, 100 gram brokoli yiyerek de alabilir. 
Günlük Kalsiyum İhtiyacımız nedir?
Günlük kalsiyum ihtiyacı 14-18 yaş arası 1300 mg/gün, 19-50 yaş arası 1000 mg/gün ve 51 yaş sonrası 1200 mg/gündür. ABD’de yapılan çalışmalar, günlük kalsiyum ihtiyacının, kişilerin ancak yarısında yeterli düzeyde alındığını göstermiştir. Ülkemizde bu oranın daha düşük olma olasılığı yüksektir. Günde 3 bardak süt içen sayısı azdır ve  bu oran yaşlılarda iyice düşüktür. Kalsiyum düşüklüğü olan ülkeler için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gebelerin  kalsiyum takviyesi almasını önermiştir

Kalsiyum İlaç Tipleri

Doğal kalsiyum  supplementleri  minerallerden, oyster shell  ve bazen koral kalsiyum olarak sağlanır.  Koral kalsiyum antioksidan özellikleri vardır ve daha iyidir. Piyasada satılan kalsiyum ilaçlarının çoğu kalsiyum karbonat veya kalsiyum sitrat şeklindedir. Diğer kalsiyum supplementler kalsiyum hexsapeptit, laktat, malat ve   gluconat seklindedir. 
Kalsiyum ilaçlarındaki elementel kalsiyum miktarı önemlidir. Elementel kalsiyum vücuttan emilen kalsiyum miktarıdır. Bu ne kadar yüksekse o kadar yüksek kalsiyum alırsınız. 
Kalsiyum karbonat ucuz ve kolay bulunur.  İçinde elementel kalsiyum çok yüksek oranda (%40)  vardır ve emilimi yüksektir.  Sabah alınımı uygundur ve günde 2-3 defa alınır.  Ancak bunun yerine kalsiyum sitrat almak daha iyidir. 
Mide asidi az olanlarda kalsiyum sitrat daha iyi emilir. İçinde elementel kalsiyum % 21 oranında olduğundan daha fazla alınması gerekebilir.  
Diğer kalsiyum ilaçları kalsiyum glukonat, kalsiyum laktat ve kalsiyum fosfattır. Bunlarda elementel kalsiyum düşüktür. 
Kalsiyum hapları bir defada 500 mg’dan fazla alınmamalıdır. Emilimin iyi olması için örneğin 1000 mg ’lık kalsiyum hapı bir defada değil, ikiye bölünüp iki defada alınmalıdır. kalsiyum hapları  alırken birlikte D vitamini ve mağnezyum almak daha iyi emilim sağlar. C vitamini de kalsiyum emilimini artırır. 
Kalsiyum alımı midede yanma, gaz, kabızlık yapabilir. Bu tür şikâyetler varsa ilacı başka marka ile değiştirin, yemekle birlikte alın.

Kalsiyum Hapı Alırken Diğer İlaçlara Dikkat!
Kalsiyum hapları diğer ilaçların emilimi bozabilir veya etkisini azaltıp artırabilir. 

Aşağıda verilen ilaçları kullananlar, birlikte aynı öğünde kalsiyum almamalıdır.
Digoksin (kalp ilacı)
Levotiroksin (tiroid ilacı)
Tetrasiklin (antibiyotik)
Epilepsi tedavisinde kullanılan fenitoin ilacı
Tiazid tipi diüretikler
Kortizon
Antiasitler (mide ilaçları

D Vitamini:

Toplumda  D vitamini eksikliği sıktır. Diyetle alımının azlığı, güneş ışığından yeterli yararlanamama, bağırsak emilim bozukluğu gibi sebepler D vitamini eksikliği ve  buna bağlı paratiroid hormon yüksekliğine  neden olabilir. 
D vitamininin hafif eksikliklerinde osteoporoz dediğimiz kemik erimesi ortaya çıkar. Şiddetli eksikliğinde ise raşitizm ve osteomalazi denen kemik hastalıkları ve kas güçsüzlüğü oluşur. Osteoporozda kemiklerde ağrı olmaz iken, osteomalazide kemik ağrısı oluşur. Osteomalaziyi anlamak için sternum kemiğine (göğüste, öndeki iman tahtası denen kemik) ve bacak kemiğine basmakla ağrı olur. Bu nedenle, kemik ve kas ağrısı olanlarda D vitamini düzeyine bakmakta fayda vardır. 
D vitamini kemiklerde K vitamine bağlı çalışan Kemik Gla proteinini (osteokalsin)  artırırarak  kemik ve dişi  sağlamlaştırır. 

Serum 25-OH D vitamini 30 ng/ml’den az ise D vitamin yetersizliği olarak kabul edilir. Osteoporozlu hastalarda  D vitamini  60 ng/ml civarında olmalıdır.
D vitamini  takviyesinin günde 4000 ünite ye kadar  güvenle alınabileceği belirtilmiştir. D vitamini kanda 30 ng/ml nin altındaysa D vitamini damla, kapsül , tablet veya ampul formlarından kullanılabilir.  Ancak klinik tecrübemiz  damladan ziyade D vitamini  ampulün kırılarak tok karnına içilmesinin daha etkili olduğunu göstermiştir. D vitamini ampulün   yarısının  haftada  bir defa kullanılması uygundur. Ampulün suya değil  çok  az süt  veya zeytinyağı içine konularak alınması daha sağlıklı olur. Suya konunca bardağın kenarlarına yapışabilir..  Kaç tane ampul kullanılması gerektiğine doktorunuz karar verir. Kafanıza göre kan kalsiyum ve D vitamini düzeyine bakmadan D vitamini almayınız. 

D vitamini intramusküler de yapılabilir. Ancak intramuskuler yapılırken cilt içine değil kas içine yapılması çok önemlidir. Bunun için tecrübeli hemşire bulmanız gerekir. 
 
DEVİT-3 Ampul, hekimin tavsiyesine ve hastanın tercihine göre oral veya intramüsküler olarak kullanılabilir ancak, kalsiyum  emilim bozukluklarında adaleye enjekte edilmelidir.

Piyasadaki D vitaminleri çoğunlukla koyun yününde bulunan lanolinden elde edilir. Bitkisel kaynaklı D3 vitamini de üretilmiştir.  Likenden (Cladonia rangiferina) yapılan bitkisel kaynaklı  D3 vitamini yapılmıştır ve piyasada mevcuttur.

K2 Vitamini

K2 vitamini  kemik ve damar duvarına  yerleşerek orada matriks Gla protein aktivitesini ve osteokalsin  (kemik Gla protein)  aktivitesini düzenler. Bu iki protein K vitamini sayesinde karboksillenerek fonksiyonlarını yerine getirir.. K vitamini az olduğunda matriks Gla protein ve kemik Gla protein (osteokalsin) karboksile olamaz  ve kalp hastalığı, kemik erimesi  (osteoporoz) gelişir. Mevcut K vitamini günlük alım önerisi olan 70 microgram /gün  pıhtılaşma faktörlerinin yeterli görevi içindir. Ancak K vitaminine bağlı çalışan proteinler için yeterli olmayabilir.  
Kemiğin sağlıklı olmasını sağlayan osteocalsin (kemik Gla protein)  K vitamini ile  gama- karboksillenerek faydalı olur. Osteocalsin dolaşımdaki kalsiyumu alarak kemik matrisine ve dişe  taşır ve hidroksiapatit oluşturur ve kemik sağlamlaşır. Yani K vitamini D vitaminin emilimini sağladığı kalsiyumu kemiğe taşır ve kemik sağlamlaşır. Görüldüğü üzere D ve K vitamini kemik  ve diş sağlığı için beraber çalışır
K ve D vitaminleri sinerjik yani beraber etki gösteren iki vitamin olup kalp ve kemik sağlığı için çok önemlidir.  D vitamini kemikte K vitamine bağımlı çalışan kemik Gla proteinini artırarak kemiği sağlamlaştır.  Norveçli kişilerde yapılan araştırmada D ve K vitamini  her ikisinin birden eksikliği olanlarda kalça  kemik kırığı riskinin arttığı gösterilmiştir. Osteoporoz hastalarında yapılan çalışmaların çoğunda D ve K vitamininin birlikte verilmesi BDM’de yani kemik erimesinde faydalı olmuştur

Mağnezyum

Diyetle yüksek oranda mağnezyum  alanlarla D vitamini eksikliğinin  daha az olduğunu gösterilmiştir. Mağnezyum D vitaminini etkinleştir.  Bu nedenle mağnezyum eksikliğinde d Vitamini yetmezliği sık görülür. D vitamini ise mağnezyumun bağırsaklardan  emilimini artırır. Magnezyum, vücudumuzda kemik dokusu, sinir dokusu ve kasların çalışmasını ve kalp atımını düzenler. Kalsiyumla ortak görevleri vardır. Kemiklerin kuvvetli olmasını ve bağışıklık sistemini destekler. Toplumda da % 50 ye yakın kişide mağnezyum yetmezliği olabilir.  Bu oran kemik erimesi ve diyabeti olanlarda daha yüksektir. Mağnezyum eksikliğinin yaygın olması kemik erimelerinin de önemli bir nedeni olabilir. Kanda mağnezyum az olunca kemiklerdeki mağnezyum eriyerek dolaşıma katılmaktadır.  Yoğun bakımda yatan hastalarda da yüksek oranda mağnezyum yetmezliği saptanmıştır. Magnezyum    kemik erimesi (osteoporoz) hastalığının  tedavisinde de kullanılır. Kalsiyum, mağnezyum ve D vitamini osteoporozda daha etkili olur. 
Bor, Çinko ve Manganez Kemik Metabolizmasını Sağlamlaştırır. 
Bor veya boron  östrojen ve D vitaminin etkisinde faydalıdır. Kıkırdak oluşumunu ve kemiğin mineral zenginliğini artırır.  Manganez eksikliğinde kemikte osteoporoz ve alkalen fostataz düzeyinde  artış görülür.  Osteoporoz denilen kemik erimesinde kanda manganez eksikliği bulunabilir ve günlük 5 mg manganez, bakır, çinko ve kalsiyum ile birlikte alınınca kemik erimesinde düzelme olur

Silika, Resveratrol, Lizin


Resveratrol ve beta-kriptoksantin osteoporozu önler.Silika-orthosilisilik asit kemik kaybını önler. Lizin  aminoasiti kalsiyum emilimini artırarak, kollajen sentezini artırarak osteoporozda faydalı olur
Bağırsak Mikrobiyotası Bozuk Olanlarda
Bu kişilerde vitamin ve mineral eksikliği ve osteoporoz sıktır. Probiyotikli yoğurt, probiyotikli çerkez peyniri, probiyotik, inulin, ,L-glutamin, siyah sarımsak, sindirim enzimleri  faydalı olur. 

Osteoporozda Besin Destekleri

Antioksidan mekanizmalar  osteoporozu önleme ve tedavide esas rolü oynar. Bu nedenle yeşil çay, quarcetin, curcumin, fitoöstrojenler, omega-3 ve soy isoflovanlar bu konuda etkilidir.  Flavonoidler, terpenoidler, glikozidler, lignan, kumarinler, alkaloidler ve polifenoller  kemik  üzerine etkilidir.
Polifenoller kemik oluşumunu artırırken kemik erimesini azaltır. Yeşil çayda bulunan epigallokateşin -3-gallat kemik erimesine RANKl/OPG  yoluyla etkileyerek faydalı olur. Resveratrol ve D vitamini birlikte faydalı olabilmektedir.

Hormon (östrojen/progesteron)   tedavisi :

Biyoeşdeğer  yani doğal çstrojen ve progesteron tedavisi yapılabilir. 

Selektif Östrojen Reseptör Modülatörleri (SERM):
Selektif ösrojen reseptör modülatörleri  denen ilaçlar östrojen reseptörlerine bağlanarak, farklı dokularda farklı etki oluşturan ilaçlardır. Bu grup ilaçlardan osteoporoz önlenmesi ve tedavisi için FDA tarafından onaylanmış olanı raloksifendir. Raloksifenin sıcak basmaları ve bacak krampları gibi yan etkileri vardır.

Kalsitonin
Osteoporozlu hastalarda kalsitonin kullanımı ile tüm vücut kemiklerinde kemik kaybının önlendiği veya bir miktar artma bile olduğu gösterilmiştir. Kalsitoninin etkisi doza bağımlıdır. Ancak, kalsitoninin uzun süre kullanımında etkisinde azalma olmaktadır. Kalsitonin  çoğunlukla burundan sprey şeklinde  kullanılır. Kalsitoninin yan etkileri azdır; flaşing, enjeksiyon yerinde ağrı ve rinore (burundan sıvı gelmesi)  olabilir.  Kırıkları önlemede zayıf etkisi olduğu için artık eskisi gibi kullanılmamaktadır. 

Bisfosfonatlar

Bifosfonatlar  inorganik pirofosfat analoglarıdır ve kemik erimesini  osteoklast hücrelerin aktivitesini bloke ederek  önlerler. Aç karna alınır ve ilaç aldıktan sonra yarım saat dik durmalıdır.  Bağırsaktan emlimi zayıf ilaçlardır (%0.5-5). Kalsiyum düşüklüğü olanlar, bağırsak ve mide hastalığı  olanlar ve böbrek hastalığı olanlar kullanmamalıdır. Alendronat ve risedronat 3 yıl içinde kemik kırık riskini % 40-50 oranında azaltır.
Alendronat (Fosamax 10 ve 70; Fosavance 70, Bonenorm, Bonex, Bonmega, Bonyl, Fixoss,Osalen, Ossofortin,Osteocal, Osvipac,Vegabon, Rebone) günlük 10 mg veya haftada bir 70 mg alınabilir.Erkeklede 10 mg/gün verilir.  Bu ilaçlarla beraber mide ilaçları (proton pompa inhibitörleri) kullanımı etkinliğini azaltır. Alendronat glukokortikoidlerin (kortizon) yaptığı osteoporoz tedavisinde ya da  osteoporozdan korunmak için  kullanılabilir. 
Risedronate (Actonel, Goyart)  35 mg haftalık dozda alınabilir. Ayrıca 75 mg dozunda ayda 2 gün  kullanılabilir şekli de vardır. 
İbandronate (Bonviva, Sempriban, İbanos 150)  Bu ilacın  oral 150 mg/ay kullanılan dozları ve 3 ayda bir İV verilen 3mg lık dozları vardır.  
Pamidronat (Aredia) 90 mg İV infuzyon ile yapılır. Bu ilaç daha çok kemik metastazlarının yayılması, multipli myelom hastalığı, kan kalsiyumunda yüksekliğin düşürülmesi ve kemiğin Paget hastalığında kullanılır. 
Zoledronate (zoledronik asit)  (Zometa, Aclasta)  yılda bir 5mg IV 15 dakikada  yapılır. 
Bifosfonat tedavisinin çok uzun sürmesi bazen çene kemiğinde osteonekroz  ve atipik kırık yapma riski olabilmektedir.  Bu nedenle tedavi sırasında kontroller yapılmalıdır. Bu risk  alendronat, risedronat veya ibandronate tedavisinde her 5 yılda bir zoledronik asit tedavisinde 3 yıldan sonra yapılmalıdır. 
Çoğu hastada bifosfonat tedavisi 3 yıldan sonra kesilir.  Kırık riski çok yüksek olanlarda devam edilir. Alendronat, ibandronat veya risedronat tedavisi kesildikten 2-3 yıl sonra kemik yoğunluğu gene düşebilir.  ile tedavide BMD düzelince ilaç kesilir ve bu 2-3 yıl sürer. 
Denosumab (Prolia)
Denosumab bir antikor olup RANKL ismindeki bir sitokini bloke ederek  osteoklast hücrelerin olgunlaşmasını önler  ve yaşam sürelerini kısaltır. Bifosfanatlar gibi erimeyi önler. Cilt altından yapılır. Kortikal kemiğe etkisi  fazladır ve devamlı kullanımı  kemik dansitesini  devamlı artırır. Oysa bifosfonatlarda 3 yıl sonra plato oluşur.  Bu ilaç 6 ayda bir cilt altı olarak 60 mg yapılır. Kemik kırığı riski yüksek olanlarda uygulanır. Prostat kanserli olup antiandrojen ilaç alanlarda veya meme kanserli olup aromatoz inhibitörü alanlarda da kullanılır.. 18 yaş altındaki kişilere verilmez. Kalsiyum düşüklüğü olmamalıdır. Bu ilaç kalsiyumda düşüklük yapar. Tedavi öncesi ve 2 hafta sonra kalsiyum seviyeleri ölçülür. Keslince kırık riski arttığından diğer ilaçlara geçilir. 

SELEKTİF ÖSTROJEN RESEPTÖR MODÜLATÖRLERİ (SERMs)

Östrojen reseptörlerine bağlanarak  karaciğer ve kemikte östrojen benzeri etki (agonist)  gösteren  ancak meme ve idrar yolları bölgesinde östrojen zıttı (antagonist) etki gösteren sentetik bileşiklerdir. Raloksifen (Evista)  ve Bazedoksifen bu gruba girer. Çocuk doğurma potensiyeli olanlarda, venöz tromboemboli (pıhtı) hikayesi olanlarda , izah edilemeyen rahim kanaması olanlarda , karaciğer ve böbrek yetmezliğinde veya perimenapoz semptomları olanlarda kullanılmaz. 
Raloksifen kemik erimesini önler. Günde 60 mg kullanılır. Vertebra kırık riskini azaltır. 
Bazedoksifen 20 mg/gün dozunda alınır. 

Teriparatid (Forsteo)
Paratiroid hormonunun aktif parçasıdır (PTH 1-34). Kemik oluşumunu artırır.   Hergün 20 mikrogram cilt altı yapılır. Tedavi en fazla 24 aydır. Kırık riski çok yüksek hastalara uygulanır. T skoru <3.5-4.0 olanlara uygulanır.  Hiperkalsemisi olanlara yapılmaz. Böbrek bozukluğu olanlarda dikkatli olmak gerekir. Baş ağrısı, bulantı, baş dönmesi yapabilir. 

Strontium ranelat (Protelos) 

Raneleik asitle bağlanmış stronsiyum bu bileşiği oluştur.  Venöz tromboemboli riski olanlarda kullanılmaz.  Cilt allerjisi  yapabilir.. Kalp krizi riskini artırabilir.  Kalp hastalığı, damar hastalığı, hipertansiyonu olanlar kullanamaz. Bu nedenle sadece diğer ilaçları kullanamayan kırık riski çok yüksek hastalara verilir.

Kortizon Kullanan Hastalarda Tedavi
Kortizon kullananlarda osteoporoz sık görülür. Bunlarda alendronat, risedronat, zoledronik asit ve denosumab kullanılabilir. Üç aydan fazla günde 5 mg dan fazla prednisolon alanlarda kırığı önlemek için kullanılır. 

YENİ İLAÇLAR

Katepsin K inhibitörleri:

Katepsin k bir sistein proteaz olup osteoklastlarda bulunur. Katepsin k matrik proteinini ve tip 1 kollajeni parçalayarak kemik erimesine neden olur.  Katepsin k inhibitörleri odanacatib, balicatib ve ONO-5334 kemik erimesini ve kemik oluşumunu azaltır. Halen araştırılmaktadır. 

Anti-sclerostin Antikorları:

Bunlar osteositlerin kemik yıkımını artırma sinyalini ulaştırdıkları Wnt sinyalizayonunu inhibe ederler. Stres durumunda osteoblastlar  osteositlerden sclerostin salınımını azaltırlar. Sclerosin kemik oluşumunu önleyen bir maddedir. Ancak çalışmalar henüz yetersizdir.



×